Rize Çayeli Aşıklar köyünde,1984 de dünyaya gelen Murat BONCUK, küçük yasta ailesiyle beraber İzmir’e yerleşti, öğrenimini burada tamamlayan boncuk, kispet ustalığına başlaması söyle;
9 yaşlarında, babası sobayı tutuşturmak için, iş yerinde ki birikmiş gazeteleri getirir, o yaşlarda bir çocuğun gazete okuması bu işe başlamasında en büyük faktör, gazeteyi eline aldığında orta sayfalarında eski kispet ustası, İrfan ŞAHİN’İN haberi Boncuğun dikkatini çeker ve kaderini değiştirir.
Kispet ustalığını öğrenmeyi kafasına koyan boncuk, hemen konu hakkında bilgi toplar ve bu işi öğrenmek için güreş kulübüne yazılır.
Evlerinin yakınında bir güreş kulübüne yazılır, daha sonra oradaki güreşçi arkadaşlarından yağlı güreşi ve kispetin ayrıntılarını öğrenir.
Daha sonra kispet ustası İrfan ŞAHİN’İN yanına gitmek ve kendisine göre bir kispet yaptırmak ister.
Babası bu işi öğrenmesine karşı çıkar ve boncuğun o yaslarda kispet yapamayacağını ve bu işin zor olduğu için TÜRKİYE’DE tek bir usta kaldığını söyler.
Bir gün güreşe gidiyorum diye, dedesinden para alarak, Çanakkale Biga’da bulunan zamanın tek kispet ustası İrfan ŞAHİN’İN yanına gider.


İRFAN ŞAHİN İLE TANIŞMA;
Saat 08.30 sularında boncuk Biga'da, kispet dükkânını arar ve bulur, İrfan usta boncuğu görünce hoş geldin pehlivan diye karşılar, ölçüsünü verir ve kispetin üç gün içinde adresine göndereceğini söyler, boncuk bu mesleği öğrenmek için ustanın bilgilerinden faydalanmak ister,
Orada bulunan, işlemi tam bitmemiş kispetin kendine uygun hale getirmesini ister Boncuk,
Usta yaparken, adeta gözleriyle mesleği kafasına kazıyan boncuk, kispetin ayrıntısının çok olduğu için, birkaç defa daha Biga ya kispet yaptırmaya gelir ve her defasında biraz daha bilgi edinir.


İrfan ŞAHİN’DEN kispet kalıplarını ister ve İzmir’e geldiğinde, babasının aldığı dikiş makinesiyle ilk kispetini diker, daha sonra İrfan usta yaşlılığı ve hastalığı yüzünden mesleği bırakmaya karar verir.


Güreş camiasının da il il güreşleri gezen Boncuk, yaptığı kispetleri sergiler ve adından söz ettirmeye başlar. İlk kispetini eski Başpehlivan olan Karamürselli Sabahattin KANGAL’A diker ve İrfan ustadan sonra mesleğin son temsilcisi olarak adından söz ettirir. Boncuk pehlivanlarıyla ünlü SAMSUN’DA ortak iş yeri acar daha sonra işleri bozulur,
Edirne Kültür Turizm Müdürlüğü ve Valilik tarafından Edirne’ye davet edilir. Burada uzun zaman kispet diken Boncuk, memleketi olan İzmir’e geri döner ve kendi açtığı atölyesinde Türkiye’de ki pehlivanların yanı sıra, yurtdışına da kispet yollamaya baslar.